|
damLaa
|
 |
« : Ağustos 25, 2008, 09:34:30 ÖS » |
|
Ardan ZENTÜRK Türkiye ziyaretiyle 'geçmiş günlerin tozlu anılarını' da sokaklarımıza taşıyan İngiltere Kraliçesi 2.Elizabeth doğduğunda Türkiye Cumhuriyeti henüz üç yaşındaydı... Dönemin kralı 5'nci George, usta manevralar ile yıktığı Osmanlı İmparatorluğu'nun külleri üzerinden yeni bir Ortadoğu inşa etmenin çabası içindeydi. İngiltere ile Fransa'nın anlaşması, bugünlere doğru uzanan 'felaketin' de başlangıcı oldu...
David Fromkin, Osmanlı İmparatorluğu'nun tarih sahnesinden çekilmeye zorlanması ve devamındaki süreci mercek altına aldığı nefis kitabı 'A Peace To End All Peace' de, 1920 sonrasında Ortadoğu'da yaşanılan siyasal boşluğu, Avrupa'nın Roma İmparatorluğu'nun çöküşünden sonraki dönemine benzetir. Ortaya çıkan kargaşa ortamının korkunç din savaşlarıyla tam 1.000 yıl süren bir dönemde çözüme ulaşabildiği o karanlık dönem...
Sanırız, Kraliçe, Bursa'nın Yeşilcami' sinde Kuran-ı Kerim dinlerken, dedelerinin bölgede yarattığı sistemin hızla çöküşüne tanık olmanın da garip ruh hallerini yaşıyordu...
Amerikan-İngiliz ittifakının Irak'ı işgal serüveninin geldiği nokta netleşiyor: 1920'lerin başlarında, 'laik Arap milliyetçiliğine' dayalı olarak Ortadoğu'da kurulan sistemin son günlerini yaşıyoruz... Şii-radikal devlet yapılanmasının temsilcisi İran, Vehhabi Suudi Arabistan, yüksek petrol fiyatlarının kasalarına aktardığı birikimle bölgenin iki ana oyuncusu haline gelirken, Sünni coğrafyanın her cephesinde radikal dinci eğilimlerin yükselişini izliyoruz...
Batı, özellikle Irak'ta yaşanılan trajik işgal deneyiminden sonra Arap gençliğini kesin olarak kaybetmiş görünüyor. Ortadoğu'da siyasetin geleceği, Şii ve Sünni radikal siyasi hareketlerin bilek güreşinde şekilleniyor...
Daha da vahimi, bütün bu 'büyük kaos'un yaratılmasında bir numaralı sorumluluk sahibi Amerikan yönetiminin 'B planı olmadığının' anlaşılması! Lübnan sokaklarında İran-Suriye yanlısı güçleri kovalamaya çalışırken, kendilerini bir anda rehin bulanların gözlerini ufka dikip bekledikleri 'dış yardımı' bir türlü alamamaları belki de sonun başlangıcı oldu...
Gelişmeler, 'Batı'nın Ortadoğu'da kolunu kanadını buduyor...İsrail'i tarihinin en zor dönemine sokuyor...Ortadoğu hakimiyeti mücadelesini giderek bir Sünni-Şii eksenli çatışmaya sürüklüyor...
Bu kadar 'vahim gelişmenin' yaşandığı bir dönemde, Türkiye'nin 'sorunsuz yaşaması' mümkün mü? Hayır...
Kuşkusuz, tarihin bütün kritik dönemlerinde olduğu gibi, Türkiye, 'kırılmaları' öncelikle iç siyasetinin istikrarsızlaşmasında yaşayacaktır. Çünkü, bölgede şu anda en son istenilen gelişme, 'güçlü bir Türkiye'nin Ortadoğu'nun yeni kaderinin çizilmesi sürecinde ağırlığını koymasıdır...' Dönemin İngiltere yönetimi, Türkler'i, bölgeden tamamen safdışı etmeyi, 'Yunanistan'ın zavallı evlatlarını' 1919 yılında Anadolu'ya sürüp büyük bir savaşı başlatarak başarmıştı... Şimdi, ülkeyi hareketsiz bırakmanın çok farklı yöntemleri vardır ve belki de bu yöntemler adım adım devreye girmektedir.
Yarın... Ankara'daki toz-duman yatıştığında, bizler, yine bizim dışımızda ama hemen yanı başımızda kurulmuş bir sistemler bütünüyle karşılaşacağız...
Ülkemin, tarihin bu en kritik dönemecinde aşırı içine kapanmasından rahatsızım... Sadece 10 ay önce genel seçimden çıkmış, siyasi yapılanmasını taze ve güçlü bir irade ile belirlemiş bir ülkenin bu ölçüde 'kilitlenme' yaşaması normal değildir...
THY: Küresel bir çağrı...
Medyamızı 'Kylie Minogue sendromu' nun sardığı bir dönemde, önceki akşam, Macar Radyo Senfoni Orkestrası ile İncesaz' ı birlikte Cemal Reşit Rey'de izlemek muhteşemdi... Türk Hava Yolları, 75'nci yılını, 'ulusal zeminde nasıl küresel ufuklara sahip olunacağını' çok güzel gösteren son derece kaliteli bir eser ve konser ile kutladı. 'Yollar...'Anadolu topraklarının insanlığın tüm dönemlerinde kapladığı ve bütün yolları birbirine bağlayan stratejik önemini bir kez daha vurgulayan bir çalışma.Türk ve Macar sanatçılar Güneş Yolu, Göç Yolu, Kral Yolu, Baharat Yolu, İpek Yolu Hac Yolu ve Hezarfen adı verilen yedi besteyi Batı ve Doğu müziğinin sazlarının eşliğinde bir bir küresel sentez oluşturarak icra ettiler. Eserlerden altısını Cengiz Onural bestelemiş, Güneş Yolu'nda Cengiz Onural-Murat Aydemir ortaklığı var. Orkestrayı Laszlo Kovacs yönetiyor. İnanılmaz...Kendisi de bir müzik insanı olan Yönetim Kurulu Başkanı Dr.Candan Karlıtekin, yakın mesai arkadaşları Genel Müdür Temel Kotil, Tanıtım ve Halkla İlişkiler Daire Başkanı Hamdi Irmak başta tüm kadrosuyla çok 'kalıcı' bir iş yapmış...Bu ülkeyi antik Lidya uygarlığından yola çıkıp günümüze kadar uzanan derin bir tarih sürecinde müzikle bu kadar iyi anlatmak...Her türlü 'cıvıklığın' yükseltilmeye çalışıldığı popüler kültür çağında bu tür bir kaliteyi kovalamak...Tebrik ediyorum...
|